Ana Sayfa
 
ERKAN KARAGÖZ'ÜN KİTAPLARI



sylesi-

MİLLİYET BLOG Esma Kahraman söyleÅŸisi -Erkan Karagöz temsilcisi olduÄŸum, İstanbul? da yayınlanan Alternatif Süreç gazetesinin Yazı İşleri Müdürü ve çok yönlü bir dost. Gazeteci olmanın dışında birçok özelliÄŸi var. Sizi Erkan Karagöz? le baÅŸbaÅŸa bırakayım, bize kendini anlatsın. -Ben 1954 yılında Kars? ta bir öğretmen ailesinin bireyi olarak dünyaya geldim. Babam bir köy Enstitülü. Onun politik duruÅŸu daha doÄŸru bir söylemle hayata, insanlara, sisteme farklı bakışı tüm yaÅŸamımızı ÅŸekillendirdi diyebilirim. 1964 yılında ? Bu kadar camiye ne gerek var neden bunlar opera binasına dönüştürülmüyor ? diyerek (!) komünistlik yaptığından görevden alınarak yargılandı ve sürüldü. O yıllarda 10 yaşında bir birey olarak benim yaÅŸamıma yansıyan ÅŸey, benim arkadaÅŸlarımı kaybetmem olmuÅŸtu. Bütün kent, çocuklarını komünist bir adamın çocuklarıyla görüştürmemek için adeta yarış içerisindeydi ve ben, bir hafta önce yüzlerce arkadaşı olan ben, birdenbire yalnız bir çocuÄŸa dönüşmüştüm. Elbette bunu anlamam mümkün olmamıştı. Neyse ki bu travmayı kentten ayrılarak atlattım. Babamın sürgün yılları bizi Van? a, Elazığ? a, Malatya? ya savurdu. Yazı yaÅŸamım lise yıllarında baÅŸladı. İlk ÅŸiirlerimi, ilk öykülerimi Elazığ? da yazmaya baÅŸladım. İlk öykümün 1974 lü yıllarda Sanat ve İnsan adlı bir dergide yayınlandığını gördüğüm zaman aşık oldum yazmaya. EÄŸitim yaÅŸamım 1973 / 1977 yılları arasında Diyarbakır EÄŸitim Enstitüsünün Sosyal Bilgiler bölümünü bitirmemle yeniden baÅŸladı. Hızımı alamadım yani. Dicle Hukuk Fakültesini bitirdim. Bu arada beÅŸ yıl kadar tarih öğretmenliÄŸi yaptım. Bu arada yazdım. Aslında her fırsatta yazıyordum. 1980 lere kadar birçok dergide, gazetede yazılarım daha çok da siyasal yazılarımla yer almıştım. 1980 darbesinden sonra ise daha önceleri de yaptığım gibi sadece kendim için yazdım. Fark, artık paylaÅŸmıyordum. Yazıyor, bir kenara bırakıyordum. Derken 1992 li yıllardan sonra öykülerim Adam Öykü? de yayınlanmaya baÅŸladı. Bunu Gırgır? da yazdığım yıllarda, yazmış olduÄŸum mizah öykülerinin bir kısmını içeren, ? Ömer Seyfettin Kürt? müydü ?(Broy) adlı mizah öyküm izledi. Derken bunu ırmak romanımın ilk iki cildi olan ? Rus kızı Vasilisa ? ve ? YüreÄŸinin SeÄŸirdiÄŸi Andır AÅŸk ? (GendaÅŸ)adlı romanlarım izledi. Irmak romanımın üçüncü cildine iliÅŸkin yazma çalışmalarım ise sürüyor. Çalışmalarım roman ve öykü türüyle sınırlı deÄŸil. 2000 yılında ilk baskısı ve 2006 yılında da geniÅŸletilmiÅŸ ikinci baskısı yapılan ? Kars Ve Çevresinde Aydınlanma Hareketleri ?(AsyaÅafak) adlı siyasal tarih çalışmam yayınlandı. 1980 li yıllarda Yarın Dergisi? nin edebiyat eleÅŸtiri ödüllerinden birini almıştım. Åimdilerde bir tiyatro, iki öykü ve beÅŸ siyasal inceleme dosyam yayına hazır durumda. Bu arada bensiz olmaz ,deyip birkaç tez?e ve belgesele de imza atmakta sakınca görmedim. Sonuç olarak diyebilirim ki bu güne deÄŸin biri İsviçre? de almanca yayınlanmış bir antoloji olmak üzere altı kitabım var. -Kars? ta neler oluyor? -Kars? ta neler olduÄŸunu soruyorsun, bu iyi bir soru. Çünkü bunu aslında herkesin sormasını istiyorum. Bu güne deÄŸin Kars üzerine en fazla yazı yazan kiÅŸi olduÄŸumu söyleyebilirim. Benim derdim bir kenti anlatmakla sınırlı deÄŸil. O kentin Anadolu? nun siyasal coÄŸrafyasındaki geçmiÅŸini, bu geçmiÅŸin günümüze yansımasını ortaya çıkarmak . Sanıyorum siz de bu soruyu bu baÄŸlamda soruyorsunuz. İnternet?te benim ?Kars ve çevresinde aydınlanma hareketleri? adlı çalışmamla ilgili bir yazı dolaÅŸmakta. ?Kars?ta neler oldu ?? baÅŸlığıyla. Çok genel hatlarıyla deÄŸineyim: Kars? ta Ekim devriminden sonra kent halkı kendini yönetmeye baÅŸlar, ÅŸuralar kurar. 1918 yılının sonunda kadın ve erkeklerin de oy kullandığı tek dereceli bir seçim ile yetmiÅŸ milletvekili seçerek parlamentosunu oluÅŸturur ve Güneybatı Kafkas Cumhuriyeti adlı bir Sosyalist Cumhuriyet kurar. Bu cumhuriyetin iki bakanı bayandır. Bu cumhuriyette bu gün seçilsinler mi seçilmesinler mi diye bocalayan 25 yaşındakiler parlamenter olabiliyor, 18 yasındakiler oy kullanabiliyorlardı. Bu cumhuriyetin 18 maddeden oluÅŸan oldukça çaÄŸdaÅŸ da bir anayasası vardı. Bu cumhuriyet 1919 / 12 Nisan? ında parlamentosunun İngilizler tarafından basılmasına ve İngilizlerin Rusya iç savaşında BolÅŸeviklere karşı savaÅŸan Denikin?in ordularına silah ve gıda yardımı yapmak için istemiÅŸ olduÄŸu silah ve hububatın verilmesini reddettiÄŸi için İngilizlerin boy hedefi haline gelerek tarih sahnesinden silinmiÅŸtir. Ben kitabımda (Kars ve çevresinde aydınlanma hareketleri?) bu deneyimi tarihsel belgeler Rus, Azeri ve Ermeni arÅŸiv belgeleri ışığında gün ışığına çıkartmaya çalıştım. Aslında romanlarımda da bu dönemi anlatmaktayım. Evet kitaplarım taşıdıkları ad yüzünden ilk bakışta bir aÅŸk romanı izlenimi veriyor. Kapitalist kültür, bir biçimiyle kendisini burada da göstermekte iÅŸte. Bu kitap nasıl satar? Hayatında hiç aşık olmamış, dahası aÅŸkın ne olduÄŸunu bilmemiÅŸ yüzlerce, binlerce, on binlerce okurun kafasını, cebini, gönlünü çelmenin yolu, kitaba aÅŸklı, sevdalı bir ad bulmaktır. O zaman kitabı birilerine satabilirsiniz... -Okuyucuyla yazar arasında, bir anlamda üreticiyle-tüketici arasında arz talep olayına inanır mısın? -Çap, kültür ve arz meselesi. AlışveriÅŸ hastalığına yakalanmış, almaktan baÅŸka bir ÅŸey bilmeyen bir tüketim toplumuna neyi alması gerektiÄŸi, sistemli bir biçimde dayatılınca olacak budur. Talep yönlendirilebilir bir kavramdır. Bugün sorun arz ve talep birlikteliÄŸinde deÄŸildir. Siz önce arz edilecek ÅŸeylerin birey tarafından talep edilebilir hale gelmesini saÄŸlarsınız, ÅŸartlı refleksle birey onu sözüm ona talep ediverir. -İyi güzel de bu arz talep eden yurdum insanı Mars? ta yaÅŸamıyor ki, neden ne istemesi gerektiÄŸini bilmiyor? Zaten kitap ÅŸimdilerde yerini TV ye bıraktı. Okuma alışkanlığı neredeyse hiç olmayan bir toplum olduk çıktık. -KeÅŸke Mars? ta yaÅŸasaydı. Sorunda burada zaten. Dünyada Tanrı? sına kadar kapitalist bir dünyada yaşıyor. EÄŸer kapitalist kültürle; yemesinden içmesine, tüketmesine, alışkanlıklarına deÄŸin her alanda yaygın kültürüyle mücadele edecek araçlarınız yoksa birey edilgen bir varlık olarak organize olanın kendisine empoze ettiÄŸini alır. O nedenle bence sorun sisteme yöneliktir. Bireysel çabalarınızla, donanımlarınız elverdiÄŸi ölçüde kendinizi bu kültür yönlendirme salvosuna karşı koruyabildiÄŸiniz kadar korursunuz, ama o kadar. Belki siz kendinizi koruyabilirsiniz ama ailenizin bireylerini esir alır, bu kez. Bakakalırsınız sadece. Saygı duymak, katlanmak zorunda kalırsınız, annenizin ya da kardeÅŸinizin ya da bir can dostunuzun bu isteklere yanıt vermesine. Belki söylenirsiniz, beylik laflar edersiniz, diliniz döndüğünce anlatmaya çalışırsınız. Televizyon ekranlarından evinize, üstünüze üstünüze yaÄŸan pespayeliklerin aslında bir sistemin devamı için yapılması gereken çok ciddi iÅŸler, çok ciddi operasyonlar olduÄŸunu anlatmaya çalışırsınız, anlattığınızı sanırsınız. Aslında sizi sevdiÄŸi, kıramadığı için dinliyormuÅŸ gibi yapan aile bireyinin içinden ? Kes be sesini de ÅŸunu dinleyeyim ? dediÄŸini duymazsınız. O sizin biran önce fetvanızı kesmenizi, bilmem ne yarışmasında jürilik yapan bir zombinin bin yıl sonra söylemeye çalıştığı ÅŸarkıyı dinlemeye kodlanmıştır. -Kitaplarından bahseder misin? -Rus kızı Vasilisa iki baskı yaptı. YüreÄŸinin SeÄŸirdiÄŸi Andır AÅŸk, ilk baskısında. Kars ve Çevresinde Aydınlanma Hareketleri ikinci baskısını yaptı. Yani satışlar benim açımdan tatmin edici. Eski bir sosyalist emekçi arkadaşım, Rus Kızı Vasilisa çıktığında kitabı almak üzere bana uÄŸradığında kitabı eline alıp biraz inceledikten; daha çok da kitabın üzerindeki kapak yazısını okuduktan sonra bana dönerek ? Abi eÄŸer burada sen bu kitapta NataÅŸaları anlatıyorsan eÄŸer bozuÅŸuruz? demiÅŸti. Kitabın kaderi bu... İkinci kitabın adı da kitabın içinden alınmış bir söz. YüreÄŸinin SeÄŸirdiÄŸi Andır AÅŸk, Rus Kızı Vasilisa? nın devamıdır. Bu roman dizisi bir üçlemedir. Åu sıralar üçüncü kitabı yazmakla uÄŸraşıyorum. Bu ırmak roman 1917 lerde baÅŸlayan YüreÄŸinin SeÄŸirdiÄŸi Andır AÅŸk? da altmışlı yıllara deÄŸin yaÅŸananları, üçüncü ciltte de günümüze deÄŸin olan dönemi içeriyor. Irmak roman Türkiye? de pek bilinen bir tür deÄŸil. Nehir roman diye de bilinir. Bir dönemin birkaç kitapta anlatılmasıdır aslında. Tek başına okunduklarında da bağımsız bir roman tadı alırsınız. -Üçüncü kitabının ismini belirledin mi? -Kitabın adını henüz belirlemedim. Kitabın önce bir kahramanlık yaparak kendini kanıtlaması gerekiyor. İsim daha sonra. Kahramanlık yapar mı sence? Eli mahkûm . Ya bitecek, Ya bitecek. -Kimleri okursun? -DoÄŸrusunu istersen benim favorim Rus klasikleri. Onlarda kendimden, yaÅŸadığım coÄŸrafyadan izler bulurum. Her okuyuÅŸumda baÅŸka bir tad alırım. Genellikle toplumcu gerçekçi romanlar ilgimi çeker. Roman dışında siyasal tarih çalışmaları ( Ne bulursam hem de ) okumayı seviyorum. -Hedeflerin ne? -Ben yazmanın yaratmak olduÄŸunu düşünenlerdenim. Tanrısal bir eylemdir benim için yazmak. Tek hedefim bildiÄŸim, biriktirdiÄŸim, ürettiÄŸim herÅŸeyi insanlarla, yaÅŸayanlarla, gelecek kuÅŸaklarla paylaÅŸmak. Kitap yazmanın insanların en azından kiÅŸisel tarihlerini yazmasının çok önemli olduÄŸunu düşünüyorum. Bu açıdan ben kitap yazarken estetik, kurgusal, bilimsel olanı bir potada yoÄŸurarak kendimden sonra gelenlere de sunmak istiyorum. -Sevgili Erkan Karagöz, farklı bir sohbet oldu. Benim için de bir ilk oldu. Umarım seni doÄŸru yansıtabilmiÅŸimdir, çünkü bu sohbetle ilgili endiÅŸelerin olduÄŸunu biliyorum. Yaptığımız sohbet çok alışılagelmiÅŸ bir sohbet deÄŸildi. Her ÅŸeye raÄŸmen zariflik gösterip konuÄŸum olduÄŸun için teÅŸekkürler. Sefalar getirdin... Ayrıca, Türk olma lüksümü kullanıp buradan öncelikle Alternatif Süreç Gazetesi Yayın Yönetmenim Kemal Göksu? ya ve tüm arkadaÅŸlara sevgilerimi gönderiyorum. Hepinize kolay gelsin