Ana Sayfa
 



Azgelişmiş Ülkenin Aydınları

Aydınlarımız-1 Söze azgelişmiş ülkelerin aydınlarından başlayalım isterseniz.Bu gün aydınlar üzerine biraz kafa yoralım. Çoğumuzu şaşırtan gelişmeleri, değişmeleri ve "dönüşleri " deşelim istiyorum.. Bilirsiniz aydınların en önemli ayırd edici özelliği , "dürüstlüktür." Hatta çağdaş ülkelerde çağdaş ve uygar olmanın ölçütü de budur . O nedenledir ki dürüstlük kültürel olarak gelişmiş ülkelerin tümünde erdem olarak kabul edilir; öyledir de. Gerçekten de dürüst olmak uygar toplumların önemli bir göstergesidir . Ancak azgelişmiş ülkelerde de özellikle kirlenmemiş toplum katmanlarında ve öncelikle aydınlarında "dürüstlük" kavramına denk gelen davranış biçimlerine rastlanmaktadır. Derinlemesine irdelendiğinde görülecektir ki geri ülkeler insanlarının "dürüstlüğü", toplumun sorunlarına ilgi göstermesinin temelinde yatan bilinçli bir tercihin ürünü değildir . Bu yüzdendir ki o güne değin "dürüst" biri olarak tanıdığımız bir insanın değiştiğini gördüğümüzde aslında çok da şaşırmamamız gerekiyor . Gerçekten de bir zamanlar,toplumsal sorunlar uğruna kelle koltukta savaşım veren birinin günün birinde karşınıza bir "rantiye" olarak,sistemle bütünleşmiş biri olarak çıkmasına çok şaşırmamak gerekir, diye düşünüyorum. Çünkü az gelişmiş ülke insanları genellikle üçkağıtçılığı beceremediği için ; o olanağı yakalayamadığı için "dürüst " olarak kalmak zorunda kalmıştır . Dikkat edilirse bize özgü toplumlarda "dürüstlükte" var olan bu durum, siyasal tercihlerde de kendini göstermektedir . Nedeni yine aynıdır. Sorun sistemin ve yaşamın tüm alanlardaki düşüklüğünden; sisteme ilişkin sorunlardan kaynaklanmaktadır . Bakarsak: Az gelişmiş bir ülkede,"sol" da yer alan bir çok insanın siyasal tercihini özgür bir ortamda yapamadığı için; yani asgari insanca yaşama standardını yakaladıktan sonra yapmış olmadığı için tavır ve tercihlerinde önemli "dönüşler" yaşadığını görürüz. Bu tip insanların,bu tip "sol"cuların ve hatta toplum sorunlarına duyarlı aydınların bir çoğunda; deyim yerindeyse karınları doyduktan sonra; para kazanmanın, bireysel yükselişin yolunu bir biçimde keşfettikten sonra "siyasal" tercihlerinin değiştiği sıkça görülmektedir . Bunu ülkenizde, çevrenizde,boş verin çevrenizi; kendinizde bile gözlemlemek mümkündür. Mümkündür, diyorum. Siz olmayabilirsiniz. Ne var ki bu, gerçekleri değiştirmemektedir . Acaba az gelişmiş ülkelerde insanlar,"siyasal" tercihlerini,yan tutmalarını,karınları açken yapmış olduklarından mı karınları doyduğunda, kişisel yükselmenin yollarını yakaladıklarında "siyasal" tercihlerini değiştirmektedirler? Belki çok acımasızca olacak ama,bence olan bu. Yaşadığımız somut örnekler öylesine çok; bütün bu söylenenleri öylesine doğrulayıcı ki . Bu nedenledir ki ben; uzun zamandan beri etrafımda olan biten hiçbir şeye şaşırmıyorum. Ben, yıllarını ve ömrünü bir düşünce uğruna vermiş; alabildiğine "radikal " birisinin eline olanak geçtiğinde ; önemli bir mevkiiye geldiğinde, rüşvet istemeyi bilmediği için hayıflanıp, kendine kızıp söylenmesini işittiğimde şaşırmıyorum. Ben,bir "ideoloji "aşkına yıllarını cezaevi'nde geçirmiş "solcu" birinin ekonomik standardını yükseltip, iyi kötü bir gelir düzeyi tutturduğunda, apartmanlarına alacağı kapıcının "aşırı "sol'cu olup olmadığını sağa- sola sormasına da şaşırmıyorum. Ben , yıllarca hiçbir karşılık beklemeden hizmet ettiği; uğruna dünyanın dayağını yediği sosyal amaçlı bir siyasal partinin genel başkan seçimlerinde, falanca ilin delegelerinin kendisinin sözünden çıkmayacağını,Genel Başkan adayının yerel yönetim kurumlarında kendilerine ihale vermesi halinde delegelerin blok olarak o kişiye oy kullanamasını sağlayacağını ulu orta ve utanmazca söyleyen, bunun pazarlığını yapan insanları görünce şaşırmıyorum. Ben, Sosyal Demokrat olmanın toplumsal sistemin sosyal dengesizliklerinin giderilmesi yolunda çok kapsamlı bir mücadeleyi gerektirdiğini görmezden gelerek ,Sosyal Demokrat olmayı ; kendini öyle adlandıran,bir çatı altında bir araya gelen kişilerin birbirleriyle dayanışması olarak algılayan, Sosyal Demokrasi için bir şey yapmayı ,Sosyal Demokrat ,"solcu " arkadaşlara arka çıkmak olarak algılayanları gördüğüm zaman şaşırmıyorum. Ben üçkağıdı öğrendiği anda ve cebine para girmeye başladığı anda "Ulan ne dürüstlüğü ?...ittir et dürüstlüğü !" Diyecek kadar gözü dönmüş halk çocuklarını gördüğümde, duyduğumda şaşırmıyorum. Yine ben; dünün mangalda kül bırakmayan solcu'sunun kendi kişisel kurtuluşunu(!) elde ettiği için Sol'a- Sosyalizm'e ağız dolusu verip veriştirmesini, küçümseyen konuşmalar yapmasını duyduğumda şaşırmıyorum. Siz de şaşırmayın sevgili dostlar. Şimdi şaşırmak değil; aynalara bakmak zamanıdır .